Rusya Ortadoğu'da Tekrar Merkeze Yerleşti

Simon Watkins,’ın, oilprice.com adlı sitede kaleme aldığı “RUSYA’NIN ORTA DOĞU’DAKİ AYAK İZLERİ YENİ İRAN-IRAK PLANINI GENİŞLETİYOR” başlıklı yazıyı siz kıymetli okuyucularımız için çevirdik. 

29 Haziran 2022
Rusya Ortadoğu'da Tekrar Merkeze Yerleşti

Yaklaşık son bir haftada Irak ya da İran’ı ayrı ayrı veya birlikte ilgilendiren üç hadise yaşandı ve bu gelişmeler Rusya’yı ABD’nin aleyhine tekrar Orta Doğu’nun önüne ve merkezine yerleştirdi. Tarih sırasına göre yaşananlar şunlardı: Rusya’nın deneyimli Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile İran’ın aralarında Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin de bulunduğu üst düzey siyasi ve askeri figürleri arasında bir dizi görüşme; Irak’ın uzun bir süredir fiili lideri olan Mukteda Sadr ile meclisteki en büyük grup olan 73 üyeli bloğunun çekilmesi ve İran ile Irak arasında yeni bir işbirliği yol haritası çizilmesi konusunda anlaşma.

Rusya ile ilgili ilk gelişmeye bakılırsa, ABD’nin Mayıs 2018’de kısaca nükleer anlaşma olarak bilinen Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan (KOEP) tek taraflı çekilmesinden önce Kremlin İran’daki mevcudiyetini önemli oranda artırmak için 2015’teki anlaşmanın kısıtlamaları azaltmasından faydalanmıştı ki küresel petrol pazarlarıyla ilgili yeni kitabımda bunu derinlemesine analiz etmiştim. Enerji sektöründe 2018 yılından önce Çengule ve Çeşmihoş petrol sahaları için GazpromNeft, Aban ve Paydar Garb sahaları için Zarubezhneft ve Dehloran sahası için Tatneft şirketleri keşif ve geliştirme anlaşmaları imzalamıştı. Bunlar Lukoil ile İran Milli Petrol Şirketi arasından Ab Teymur ve Mansuri petrol sahaları için imzalanan önceki mutabakat anlaşmasına ilave oldu.

İran Petrol Bakan Yardımcısı Emir Hüseyin Zamaniniya, Rusya Enerji Bakan Yardımcısı Kirill Molodstov’un imzaladığı ve sadece petrolün keşif ve çıkarılması için çalışma ve planları değil gaz sevkiyatı, petrokimya değiş tokuş işlemleri, petrokimya ürünlerinin tedariki ve satışı ile ilgili araştırmalar, İran’ın yerli mühendislik firmalarıyla birlikte petrol ekipmanı üretimi ve rafineri sektöründe teknoloji transferini içeren 22 maddelik daha önemli bir mutabakat anlaşması bunların sonucu olarak geldi. İran’ın deniz ve hava limanlarının Rusya tarafından sivil ve askeri amaçlarla ikili kullanımını içeren bu 22 maddelik mutabakat anlaşması için ilave gelişmelerle ilgili müzakereler 2018 başlarından bu yana yürütülüyordu. Ancak bu ek planlar, ABD’nin aynı yıl Mayıs ayında KOEP’ten çekilmesiyle askıya alınmış ve daha sonra İran ile Çin arasında benzer bir konsept ile imzalanan simgesel anlaşmaya dahil edilmişti. Bu haberi de 3 Eylül 2019’da ilk kez ben rapor etmiştim.

Yaklaşık son bir haftada gerçekleşen en son toplantıda OilPrice.com’un İran Petrol Bakanlığı’na yakın kaynaklardan edindiği bilgiye göre, “Lavrov ve Reisi 22 maddelik mutabakat anlaşmasına uygun bir biçimde tüm alanlarda işbirliğini genişletmeyi görüştü. Görüşmeler ayrıca gerekli petrol, doğalgaz ve ilgili ürünlerin hem İran’dan Rusya’ya hem de Rusya’dan İran’a sevkiyatı konusunda lojistik işbirliği ve dört yıl önce anlaşmaya varılan sivil ve askeri kullanım işbirliğini içeriyordu.” Bizzat İran Dışişleri Bakanlığı da Lavrov’un ziyaretinin “Avrasya bölgesi ile Kafkaslar’da işbirliğini genişletmeyi amaçladığına” dikkat çekiyordu. İranlı kaynak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İranlı mevkidaşı Reisi arasında 19 Ocak’ta gerçekleşen görüşmede, Rusya’nın birkaç yıl önce sözünü verdiği S-400 füze savunma sistemi ile Sukhoi S-35 savaş uçaklarının nihayet İran’a teslimatı konusunda “genişletilmiş müzakereler” yapıldığını ekledi. Rusya, İran’ın bu askeri teçhizat taleplerini tarafların Orta Doğu’da ve özellikle nihai ve işlevsel bir anlaşmaya varmak için uzun zamandır çalıştıkları Suriye’deki kendi güvenlik endişeleriyle uzun bir süredir ilişkilendirmiş durumda.

Sadr ile ilgili ikinci konuya gelince, radikal din adamı uzun süredir Irak’ı kuzeydeki yarı özerk Kürdistan bölgesi de dâhil bir araya getirmeye ve aralarında İran’ın da bulunduğu dış güçlerin nüfuzunu en azından temel siyasi felsefesinde asgari seviyede tutmaya çalışıyordu. Kendisinin ve akabinde gurubunun 73 üyesinin Irak meclisinden çekilmesine kadar olan dönemde, ülkede Saddam Hüseyin’in 2003’te devrilmesinden bu yana ilk gerçek çoğunluk hükümetini kurmaya çalıştı. Bunu Irak Meclis Başkanı Muhammed Halbusi ve Kürdistan Demokrat Partisi ile bir ittifak kurarak yapmak istedi. Geçen hafta Oilprice.com’a özel açıklamalarda bulunan İranlı bir kaynak, Sadr ile ilgili kilit sorunun, “bu ittifakın başarılı olması durumunda Sadr’ın Irak’ın meselelerine yabancı müdahalesine duyduğu hoşnutsuzluk sebebiyle İran kontrolündeki Koordinasyon Çerçevesi ile Rusya’nın dışlanacak olması” olduğunu söyledi. İranlı kaynak, sözlerine, “Rusya esasen 2017 yılından bu yana Kürdistan’ın petrol sektörünü kontrol ediyor ve buna dayanarak nüfuzunu ülkenin güneyine doğru genişletmeyi düşünüyor. Sadr amacına ulaşsaydı, İran ve Irak’tan oluşan aslında tek bir bağımlı devlet kurmayı hedefleyen bu plan başarısızlığa uğrayacaktı. Muhtemelen Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin cumhurbaşkanı adayı çıkardığını gördükten sonra kendi adamlarını öne çıkarıp siyasi gücün dağılımıyla ilgili konvansiyondan yan çizen ve Sadr’ın planlarını bozan KDP oldu. Yani sonuçta başta olduğumuz yere geri döndük. Irak’ta güçlü bir figür yok ve bu da İran ve Rusya’nın tam olarak istediği şey” diye devam etti.

İran ile Irak arasındaki yeni işbirliğinin yol haritasıyla ilgili üçüncü ve son gelişmeye gelirsek, Bağdat’ta ufukta bir lider görünmüyor ve Tahran da hızlı davranıp iki ülke arasında birkaç önemli inisiyatif olduğunu duyurdu. OilPrice.com’un birkaç yıldır üzerinde durageldiği gibi Orta Doğu’da gücü muhafaza etmenin en önemli metotlarından birisi sadece elektrik değil petrol ve doğalgazı da içeren enerji dağıtım şebekesi üzerindeki denetimi güçlendirmektir. Ve bu da İran’ın bütün son planlarının odak noktası olup Kremlin tarafından da tamamen desteklenmektedir. Rusya, ülkeleri kendi petrol ve doğalgaz ihracatına bağımlı yapmanın getirdiği gücü Avrupa’da görmüştür ve ABD de –Washington ile Bağdat arasında yıllardır yoğun tartışmalara neden olan– İran’ın Irak’a elektrik ve doğalgaz tedariki ile bu ülkede edindiği gücün çok iyi farkındadır. Irak Petrol Arama Bakan Yardımcısı Bassim Muhammed Hazir, Irak ve İran’ın gelecekteki adım ve hedefleri için bir yol haritasının hazır olması gerektiğini söyledi. Hazir ayrıca şu ifadeleri kullandı: “Diğer bir önemli konu İran’ın teknoloji ve ürünleri… Örneğin bu ülke bize aktarılabilecek enerji kabloları, borular ve tesisat gibi pek çok sektörde yüksek bir kapasite ile güncel teknolojilere sahiptir.”

Hazir sözlerine şöyle devam etti: “İran Milli Petrol Şirketi CEO’su açıklamalarında eğitim ile teknoloji ve teknik ekipman transferi konularına vurgu yaptı... Uzmanlık ve teknolojinin transferi çok önemli ve bu alanda işbirliği yapabilmeliyiz.” İranlı kaynak da bu yeni yol haritasının “Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak ile üst düzey İranlılar arasında Mayıs ayında gerçekleşen ve enerji, tarım ve taşımacılık projeleri ile finans ve bankacılık sektörü, petrol, doğalgaz, petrokimya ve nükleer enerji alanlarında daha fazla işbirliği konularını içeren bir dizi görüşmede açık bir sinerji oluşturduğunu” ifade etti.

Kudüs Haber Ajansı - KHA

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.