Suriye ve İran'ın Zafer Deklerasyonu

Hüseyin el-Emin tarafından al-akhbar.com adlı internet sitesinde yayımlanan “SURİYE-İRAN ‘ZAFER DEKLARASYONU’: İKİ DEVLETLİ BİR İTTİFAK” başlıklı yazıyı siz kıymetli okuyucularımız için çevirdik. 

08 Mayıs 2023
Suriye ve İran'ın Zafer Deklerasyonu

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad'ın yanı sıra Arap dışişleri bakanlarının da katıldığı ve Suriye'nin Arap Birliği'ndeki yerini geri alması konusunun ele alındığı Amman İstişare Toplantısı'ndan iki gün sonra ve aynı konuyu görüşmek üzere Kahire'deki zirvede dışişleri bakanları düzeyinde yapılan acil toplantıdan iki gün önce İran Cumhurbaşkanlığı uçağı, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin de içinde bulunduğu kalabalık bir hükümet heyeti eşliğinde Şam havaalanına indi. Böylece 13 yıl aradan sonra bir İran Cumhurbaşkanı Suriye’ye ilk ziyaretini gerçekleştirmiş oldu. Ziyaretin zamanlaması, iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların önemini azaltmadan, savaş yıllarında güvenlik ve siyasi anlaşmalar imzalandıktan sonra işbirliğinin ekonomik açıdan ileri aşamalara geçmesi ile sonuçlandı.

Arapların Şam’a açık olduğu ve Suriye’nin Arap Birliği’ndeki koltuğuna geri dönmesini “kolaylaştırmak” için sürekli ve durmaksızın çaba sarf eden ve bunun için geniş bir diplomatik hareket içinde olan Riyad başta olmak üzere birçok Arap başkentinin Suriye dosyasıyla meşgul olduğu bir dönemde İran Cumhurbaşkanı’nın Şam ziyareti, Suriye-İran ilişkileri, İran’ın Suriye siyasi haritasındaki konumu ve gelecekte iki ülke arasındaki işbirliğinin yönleri hakkında her yöne mesajlar taşımaktadır.

Zafer Ve Tercih

Ziyaret, Şam ve Tahran’ın istediği ve göstermek istediği “zafer” imajını güçlendirerek pekiştiriyor. İran Cumhurbaşkanı’na resmi ve halk tarafından “istisnai” bir şekilde karşılanması, daha önce Şam’da yaptığı açıklamalarda “Suriye’nin zafer kazandığını” ve İran’ın savaş boyunca Suriye’nin yanında durduğunu belirttiği için zafer imajını pekiştiriyor. “Suriye’nin yeniden inşa edilmesi döneminde yanınızda duracağız” diyen Reisi, “siyasi, ekonomik, güvenlik ve diğer her alanda iki ülke arasındaki ilişkileri genişletmek için çaba göstereceğiz” şeklinde açıklama yaptı.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, “12 yıl önce Suriye’ye karşı savaş başlatıldığında İran’ın Suriye’nin yanında durmakta tereddüt etmediğini” söyleyerek, iki liderin “hakkın zaferi üzerine bahse girdiğini ve sonunda bahsi kazandıklarını” ifade etti.

Yukarıdakilere ek olarak ziyaret, Suriye boyutuyla, Arap “uzlaşısından” sonra Suriye politikasının, özellikle de Şam’la ilişkilerin nasıl olacağına dair soruların sorulduğu bir dönemde, İran’ın merkezinde yer aldığı kararlı ve net siyasi ve stratejik tercihlerin Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından deklare edilmesidir. Direniş ekseninin ve Tahran’ın ilişkilerine yönelik olarak, Başkan Beşar Esed’in bunu mümkün olan en açık şekilde cevaplamak istediği görünmektedir.

Öte yandan ziyaret, yıllardır gözünü İran’ı Suriye’den çıkarma hedefine dikmiş olan İsrail’e açık ve doğrudan bir yanıt olarak gerçekleşti. Çünkü Siyonist rejim, bu hedefini gerçekleştirmek için doğrudan ve dolaylı olmak üzere çeşitli yollar denedi. Bu yöntemlerden en öne çıkanı, esas itibariyle Suriye ve İran liderlikleri arasında “anlaşmazlık” yaratmayı amaçlayan “savaşlar arası savaş” politikasıdır. Tel Aviv’deki bu politikanın teorisyenleri, İsrail’in Suriye içinde ve ana şehirlerin kalbindeki hedeflere yönelik tekrarlanan sert saldırılarının, Başkan Esed’i İranlılarla ilişkilerini ve askeri danışmanlarının Suriye topraklarındaki varlığını yeniden düşünmeye sevk edeceğini iddia ediyordu. Ancak geçtiğimiz aylarda İsrail’in Suriye’ye yönelik yüksek oranlı saldırılarına rağmen bu gerçekleşmedi. Son ziyaret sırasında iki ülke savunma bakanlıkları arasında askeri işbirliği anlaşmaları imzalanırken, uzman kaynaklar, “İran’ın iki ülke arasındaki anlaşmaların gerektirdiği şekilde Suriye silahlı kuvvetlerini onarma, geliştirme, eğitme ve donatma proje ve adımlarını sürdürdüğünü” teyit etti.

İran-Suriye Modeli

Geçtiğimiz aylarda İran Dışişleri Bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklarda, Reisi’nin Suriye ziyareti sırasında imzalanacak kapsamlı anlaşmaların formüle edilmesi için çalışmalar yürütülmüştü. İranlı yetkililerin Şam’a yaptığı birçok ziyaret, anlaşmaları daha sonra bozulmalarını önleyecek şekilde netleştirmeyi ve istenmeyen sürprizleri önlemeyi amaçlıyordu. Tahran, Şam’la kurduğu ilişki “modelini” İran’ın herhangi bir ülke ya da müttefikle kurduğu ya da kurmaya niyetlendiği ilişkinin bir örneği olarak sunmaya çok istekli görünüyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani’nin ziyaret öncesinde yaptığı, “Suriye’nin yeniden inşa aşamasına girdiği ve İran’ın terörle mücadelede olduğu gibi bu aşamada da Suriye hükümetinin yanında olmaya hazır olduğu” yönündeki açıklaması da bunun bir kanıtıdır ve Kenani’ye göre bu, iki ülke arasındaki işbirliği konusunda “başarılı bir örnektir.” İki ülke arasındaki ilişkinin özellikle askeri ve güvenlik alanında olması ve bu ilişkiden sorumlu olanların siyasetçilerden ziyade askeri ve güvenlik personeli olması üzerine Tahran, bu ilişkiyi düzenlemek ve kurumsallaştırmak, askerlerin ve savaş işleriyle ilgilenen güvenlik boyutundan çıkarıp resmi ikili anlaşmalarla düzenlenen hükümetler arası bir ilişkiye dönüştürmek istediğini ifade etti. Öte yandan Suriye yönetimi Tahran’ın bu isteğine olumlu yanıt vererek kısa sürede bütüncül bir formüle ulaşılmasını sağladı. Söz konusu anlaşmaların en öne çıkan başlıkları enerji santrallerinin inşası, fosfat sektörlerine yatırım, ilaç endüstrileri ve deniz taşımacılığıdır. Art arda olumlu etkiler ortaya çıkması halinde, özellikle bu sektörlerdeki işbirliğinin hızlanacağı beklenmektedir. Aynı şekilde, Suriye’nin İran’la olan kredi hattının, petrolün yanı sıra enerji santrallerine yönelik inşaat ve geliştirme projelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. İki ülke arasında ortak bir banka kurulması ve ticaretin yerel para birimleriyle yapılması konusunda da görüşmeler yapıldı. Öte yandan İran hükümeti, mallarını İran’a ihraç etmek ya da İran’da yatırım yapmak isteyen Suriyeli şirketlere ve yatırımcılara vergi indirimleri, teşvik kredileri ve ulaşım kolaylıkları da dahil olmak üzere bir dizi kolaylık sağladı.

Siyasi Tavize Yer Yok

Birkaç ay önce Tahran ve Beyrut’taki direniş ekseninin en üst düzey liderleri, Arap ülkelerinin Şam’a açılımından bahsedilmesi ışığında, Başkan Esed’e siyasi tercihlerine ve adımlarına duydukları derin güveni bir kez daha teyit ettiler ve Suriye yönetiminin uygun gördüğü şekilde işini kolaylaştırmaya hazır olduklarını ifade ettiler.

Öte yandan Esad, temelinde savaştığı ve kazandığı seçeneklerinin hiçbir baskı ya da kışkırtma altında değişmeyeceğini teyit etti ve bunu önceki gün İranlı mevkidaşıyla yaptığı açık görüşmelerde bir kez daha teyit ederek, "uluslararası ve bölgesel dönüşümlerin her iki ülkenin siyasi ilkelerinin doğruluğunu kanıtlamadığını" vurguladı. “Küresel ve bölgesel cereyanların sabitelere, haklara ve egemenliğe daha fazla ihtiyaç duyulduğunu” sözlerine ekleyen Esed, “fırtınanın önünde eğilmek” adı altında daha fazla taviz verilemeyeceğini, “zira bunun sömürgeci politikaların güçlendirilmesine neden olduğunu” ifade etti.

Bu gelişme, Şam’ın Arap Birliği’ne geri dönmesi karşılığında herhangi bir siyasi taviz vermeyi reddettiğini bir kez daha teyit ettiği Amman İstişare Toplantısı’nın gerçekleriyle tamamen uyumludur. Toplantıda Ürdün’ün “adım adım” inisiyatifine, özellikle de Şam’ın geri dönülmez bir şekilde bypass ettiğine inandığı muhalefetin vereceği her taviz karşılığında Suriye hükümetinin de bir taviz vermesini öngören formülüne geri dönülmesi önerilmişti.

Kudüs Haber Ajansı - KHA

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.