• 06 Ağustos 2020 22:14
article

Siyonistler Ayasofya Konusuna Nasıl Bakıyor

Ayasofya'nın Danıştay kararıyla tekrar camii statüsüne dönüştürülmesinin ardından siyonistlerin konuya nasıl yaklaştığını, hangi kaygıları taşıdıklarını gösteren bir analiz.

Siyonist rejimin önde gelen gazetelerinden Jerusalem Post'ta yayınlanan yazının Türkçe çevirisi:
 
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya'nın Cuma günü yeniden camii yapılma kararının ardından 'El Aksa Camii'nin özgürleştirilmesi' sözünü verdi.
 
1453'te camiiye çevrilen ve 1934'te de müze yapılan tarihi Ayasofya kilisesinin statüsünün değiştirilmesine yönelik karar geçen hafta çok tartışıldı.
 
Bu karar bir süredir otoriter bir dini gündem izleyen Ankara'nın son adımı oldu. Ankara hükümeti Türkiye'yi gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi yaptı. Hükümet muhalifleri 'terörizm' suçlamasıyla mahkum ediyor. Komşu ülkelerdeki askeri varlığını da artırıyor.
 
Türkiye Cumhurbaşkanlığı internet sitesi, Ayasofya'ın tekrar camiiye çevrilmesini, El Aksa Camii'nin özgürleştirilmesinin müjdecisi olarak sundu. Sitede 'Ayasofya’nın dirilişi, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların fetret devrinden çıkış iradesinin ayak sesidir. Ayasofya’nın dirilişi, sadece Müslümanların değil, onlarla birlikte tüm mazlumların, mağdurların, ezilmişlerin, sömürülmüşlerin umut ateşinin yeniden alevlenişidir.' ifadelerine yer verildi.
 
Türkçe yapılan bu konuşma Arapça ve İngilizce'ye biraz farklı çevrildi. Ankara görünüşe göre Ayasofya'yı daha geniş bir gündemle irtibatlandırdığını gizlemek istiyordu.
 
Konuşmanın Arapça'ya çevrilen versiyonunda Ayasofya'nın camiiye çevrilmesinin 'El Aksa'ya'nın özgürleştirilmesinin' bir parçası olduğu ifade edildi. Bu da İsrail'in Kudüs'te El Aksa Camiinin bulunduğu Eski Şehir'deki denetiminin ortadan kaldırılması anlamına geliyor.
 
Türkiye Cumhurbaşkanı söz konusu kararı Özbekistan'da Buhara'dan İspanya'da Endülüs'e kadar İslam'ın ihya edilmesiyle ilişkilendirdi. Kudüs'te bulunan El Aksa Camii ile Ayasofya ve İspanya'yı ilişkilendirmek, daha büyük bir dini ajandanın kodlanmış terminolojisidir. Arapça çeviride İspanya'ya yapılan atıf Türkçe versiyonda görünmüyor.
 
Türkiye'nin mevcut Cumhurbaşkanı uzun süredir Filistin davasının öncülüğünü yapıyor ve İsrail'i sert biçimde eleştiriyor. Cumhurbaşkanı özellikle 2009 yılında Davos zirvesinde dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile yaptığı tartışmanın ardından sahneyi terk etmesiyle hatırlanıyor. Türkiye daha sonra da İsrail'in Gazze ablukasını kırmak için küçük bir filo göndermiş İsrail güçlerinin Mavi Marmara gemisine yaptığı baskın sonucu 10 Türk vatandaşı hayatını kaybetmişti.
 
Türkiye'nin dini ve siyasi otoriteleri geçtiğimiz yıllarda İsrail'e yönelik artan dozda hasmane açıklamalarda bulundu. Haziran'da da İsrail'in ilhak planlarına karşılık 'İslam ümmetini' harekete geçirme iddiasında bulunulmuştu.
 
Ayasofya'nın statüsündeki bu önemli değişikliğin Kudüs ile ilişkilendirilmesi Ankara'nın sadece İstanbul'daki tarihi bir cami ve kiliseyi tekrar Müslümanların ibadetine açmasından daha büyük arzuları olduğunu gösteriyor. Bu, bölgedeki büyük bir İslami ajandanın parçası. 
 
Türkiye'yi yöneten AK Parti Müslüman Kardeşler ile ilişkili ve Türkiye Gazze'deki Hamas'ın yakın bir müttefiki. Hamas'ın da kökleri Müslüman Kardeşler'e dayanıyor. Türkiye, bölgede kendisi gibi düşünen Katar ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti gibi grup ve ülkelerle birlikte nüfuzunu artırmaya yönelik bir strateji izliyor.
 
Türkiye, neyin 'İslami' olduğu konusunda en önemli belirleyici olarak bölgede Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkeleri gölgede bırakmaya çalışıyor.
 
Bunun anlamı, Ankara yönetiminin Ayasofya'nın statüsünün değiştirmesinin Orta Doğu'daki daha büyük dini-askeri ajandanın sadece bir adımı olarak gördüğüdür. Türkiye, 2018 yılı Ocak ayında Suriye'nin Afrin bölgesindeki Kürtleri yerinden etmesinin ardından 2019 yılı Ekim ayında Suriye'nin doğusunu kısmen işgal etmiştir.
 
Türkiye daha sonra Suriyeli mültecileri, Trablus hükümetiyle yapılan  anlaşma çerçevesinde iç savaşta destek vermek için Libya'ya gönderdi. Haziran'da da terörle mücadele iddiasıyla Irak'taki Kürt grupları hedef alan saldırılar başlattı.
 
Türkiye bir gün gözünü Kudüs'e çevirebilir. Ayasofya ile ilgili yapılan konuşma bunun gündemde olduğunu açıkça göstermiştir.
 
   KUDÜS HABER AJANSI