• 31 Ekim 2020 21:35
article

SEYYİD NASRALLLAH ŞEHİD SÜLEYMANİ'Yİ ANLATIYOR (5)

Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah, Amerikan saldırısında şehid olan Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani'yi anlattı.

Tabii, ben ona ‘Hacı gitmemeni rica ediyorum. Bağdat’a gitme, Durum iyi değil, endişe verici’ dedim. ‘Hayır, gitmem gerekiyor, başka seçeneğim yok. Irak Başbakanı ile görüşmek istiyorum. Ona ulaştırmak istediğim önemli mesajlar var. Onu dinlemek istiyorum’ dedi.
Başka bir yolu yok. Benim şahsen Bağdat’a gitmem gerekiyor’ dedi.
 
Onun şehadet haberini ne zaman duydunuz?
 
Ben Lübnan saatine göre gece 12’den sonra okumalar yaptığımda, önümdeki televizyonun sesini kısıp açık bırakıyorum. Bazı haber kanallarını açık bırakıyorum. Son dakika bir haber yazıldığında dikkatimi çeker diye… Biliyorsun son dakika haberlerini büyük ve geniş olarak yazıyorlar. 
 
Okurken arada bir son dakika haberi olur diye televizyona bakıyordum. Ekranda son dakika haberi gördüm. ‘Bağdat Havalimanı’na katyuşa füzeleriyle saldırı’ yazıyordu. Olabilir dedim. Çünkü Irak’ta Amerikalıların Haşdi Şabi’nin Kaim bölgesindeki üssünü bombalamasının ardından gerginlik oluyordu. Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’nde yaşananlardan ötürü gerginlik yaşanıyordu. 
 
Az son yine son dakika haberi geldi. ‘Amerikalılar Haşdi Şabi mensuplarının bulunduğu araçları hedef aldı’ yazıyordu. Gece 1 veya 1 buçuktu, tam olarak hatırlamıyorum. 
 
Ben direkt o akşam Hac Kasım’ın Şam’dan Bağdat’a gideceğini biliyordum. Kardeşle iletişim kurdum. Çünkü Hacı ile Şam’a gidenler benim yanımda korumalık yapanlardı. Bana korumalık yapan gruptu. Kardeşlere sordum, uçak Şam’dan kaçta ayrıldı diye sordum. 6’da ayrıldığını söylediler. Biraz sakinleştim. Şam’dan eğer 6’da havalanmışsa, şimdi saat 1 buçuk, yani Hac Kasım havalimanından ayrılmıştır diye düşündüm. 
 
Ancak endişem devam etti, arayın dedim. Şam Havalimanı’na uçağın hangi saatte hareket ettiğini sorun dedim. Onlar da uçağın gece geç hareket ettiğini söylemişler. O anda benim için konu bitti. Hac Kasım’ın şehit edildiğine inandım. Ebu Mehdi’nin onunla birlikte olduğunu bilmiyordum. Sorumlu kardeşlerden birini uyandırdım ve Tahran’la görüş, bu konunun ne olduğunu sor dedim.  Çünkü biz, bizdeki Bağdat numaralarını arıyorduk, kardeşlere ulaşamıyorduk. Mesela Ebu Mehdi’yi ve onun ofisini aradık ama kimseyi bulamadık. Doğrusu endişemiz arttı. Tahran’la görüştüler, Bağdat’ı aradılar, durumu sordular, kısa bir zamanda şehadet haberi doğrulandı. 
 
Şunu söyleyebilirim ki, ben olayın ilk lahzasından itibaren, ‘bitti, bu araç konvoyu Hac Kasım’a ait’ havasına bürünmüştüm. Çünkü Iraklı kardeşlerden bazı isimleri andılar, falanca şehit dediler, zannedersem El-Cabiri bunlardandı. Kardeşlere sordum, dediler ki; bu kardeş normalde Hac Kasım’ı karşılamak için Bağdat Havalimanı’na gelir. Medya da bu kardeşin şehit olduğunu, o iki araçta öldürüldüğünü söylüyordu. Yani niye o saatte niye havalimanına gitsin ki!
 
Her halükarda ben o gece olayın ilk dakikalarından itibaren buradaki, oradaki Tahran’daki, Bağdat’taki kardeşlerle takip ediyordum. Ta ki bu üzüntü verici olayın gerçekleştiğini anlayana kadar…
 
Bu iki büyük ve değerli şehidin cenaze merasimi, Rehber’in de dediği gibi en büyük ve tarihi cenaze töreni olarak görüldü. İki şehit için insanların sevgisiyle örneklenen bu kalabalık cenazenin sırrı nerede saklı?
 
Şehadet olayı ve cenaze merasimi muhakkak ki Allah’ın günlerindendir ve açık, güçlü bir tabirdir. 
 
Şuna inanıyorum ki, Rehber’in bu tabiri anlatımıyla, bu ilahi bir hadisedir. Bölgemizin tarihinde bir ayraçtır. Şüphesiz bu ilahi bir olaydır. Mesela cenazeden bahsedecek olursak, insanları kim getirdi. Zahiren konuşulduğunda askeri bir generalden bahsediliyor. Hac Kasım Süleymani böyle anılıyordu ve askeri rütbe sahibiydi. Ancak gerçekte, insanların kalbinde o Yüce Allah’ın dostlarından biriydi. İnsanları ağlatan bu sevgi… Dünyada büyük cenazeler organize edilebilir ama insanlar sakin bir şekilde yürürler. Diplomatik olarak, siyasi veya partisel veya manevi itibarla cenazenin ardından yürürler. Ancak Irak’ta 100 binleri getiren kimdir? İran’da milyonları toplayan kimdir? Irak ve İran’daki manzara çok etkileyiciydi.
 
Hitabımda söyledim; çok soğuk havada İran halkının sabah namazının ardından gelmelerini ve akşam namazına kadar kalmalarını müşahede ettik. Adamlar, kadınlar, küçükler, büyükler, çocuklar… Uzun saatler hüzünlü bir şekilde etkilendiklerini ve ağladıklarını gördük. Bunun açıklaması yoktur. 
 
Yani bu cenazenin, İmam Humeyni’nin cenazesi dışında tarihte benzeri yoktur. Sadece hacim, şekil ve sayı itibariyle değil, içerikte de cenazeye gelenler sevilen, aziz ve şerefli bir insanı kaybettiklerini düşünüyorlardı. Hararetle, şevkle ağlıyorlardı. Bu ilahi yardımın delilidir. Bunun başka tefsiri yoktur. Bizim medyada söylediklerimiz, ağlamalarımız, İran halkının bu adam bizim ülkemizin güvenliğini sağlayarak başımızı dik tuttu demesi, bizim bölge halklarının, Hac Kasım bize yardım etti, zor günlerde yanımızda durdu, bizi destekliyordu, zaferlerimizin ortağıydı demeleri… Bunların tümü doğrudur.
 
Ancak bunların tümü senin en sevdiğin azizini kaybettiğin hissini sana yaşatmaya yeterli değildir. Herkesin duygusu nasıldı? Hac Kasım veya Hac Ebu Mehdi için üzülürlerken veya ağlarlarken veya onları anarken, cenazelerine katılırken, bu kalpleri, akılları, ruhları ve bu bedenleri yüce Allah o cenazeye ve İran, Irak ile diğer mekanlarda meydana gelen diğer büyük kalabalıklara getirdi. Ben bundan daha derin ve gerçekçi bir açıklama bulamıyorum. Bu Allah’ın dilediği açık bir şeydir. Onun bu mücahitlere iradesi ve inayetidir.
 
Emirul Muminin (as) meşhur hutbesinde “Emma Ba’d, Muhakkak ki cihad cennetin kapılarından bir kapıdır. Allah o kapıyı özel velileri (dostları) için açmıştır” buyurmaktadır.
 
Güzel, bu zamanda açık olan cihad kapısında en çok hazır olan kimdi? Cihad meydanlarında ve sahalarda, ön saflarda en çok etkin olan kimdi? Kanlı ve zor çatışmalarda tesirli olan kimdi? İlk derecede Hac Kasım Süleymani ve onunla birlikte Hac Ebu Mehdi el-Mühendis’ti. Aynı şekilde onlar Allah’ın has velileri tabirini doğrulayan kişiliklerdi. Onlar Allah’ın has velileri oldukları için yüce Allah onlara dünya bu şekilde ikram etmek istedi. Aynı şekilde onlara gözlerin görmediği, kulakların duymadı ve hiçbir beşerin hatırlayamayacağı şekilde kıyamet gününde ikramda bulunacaktır. 
 
Konuşmanızda Hac Kasım’ın şehadetinin tarihte değişim noktası olacağına işaret ettiniz. Tarihi o an ve sonrasıyla ikiye ayırdınız. Kastettiğiniz tam olarak nedir?
 
Bir takım sebepleri var. Öncelikle ABD’nin bu cinayeti gerçekleştirmesiyle tüm kırmızı çizgileri aşmıştır. Şimdiye kadar Trump her gün, bu günlerde Kongre’deki konuşmasında bile Kasım Süleymani’nin öldürülmesi emrini ben verdim diyordu. Amerika’nın bunu yapması ve açıkça üstlenmesi tüm kırmızı çizgileri aşmadır. Bu çok tehlikelidir. Kırmızı çizgiyi aşan ABD yönetimidir. 
 
Peki direniş cephesi, haklarımız ve ümmetimiz Amerikan yönetimiyle direkt savaşta nasıl bir yol izleyecek. Bu yeni bir durum ve mantık ölçülerinde gerçekleşecek. Bu genel bir savaş ve çeşitli şekillerde sürdürülebilir; siyasi, iktisadi, kültürel, medya üzerinden, askeri ve güvenlik yollarıyla…
 
Onlar savaş için kapıları açtılar. Bir başka açıdan ise ümmet gerçek düşmanını keşfetmeye, 40-50 yıl önce İmam’ın teşhis ettiği gibi büyük şeytanı teşhis etmeye yöneldiğinde ve bu esas düşmana karşı mücadeleye yöneldiğinde, bu büyük, önemli, geleceği şekillendirecek ve bölge açısından tarihi değişimlere neden olacaktır. 
 
Öncelikle ben ve yeni bir aşamayla yüz yüzeyiz diyenler bunu kastediyor. 
 
İkinci açıdan da İsrail ve bölgedeki Amerikan kuklalarına karşı mücadelede… 
 
Onlar Hac Kasım Süleymani, Hac Ebu Mehdi Mühendis ve beraberlerinde olan şehit kardeşlerini katletmekle direniş cephesini, İran’ı zayıflatacaklarını İran’ı korkutacaklarını düşündüler.
 
İran’ın keskin ve şecaatli bir duruşu var. Hatta şecaatte emsalsiz hareket ediyor. Irak’taki ABD askeri üssü olan Ayn el-Esed’i vurma kararı aldığında, bu hacimde füzelerle, bu yolla vurdu. Direniş cephesine gelince, onlar direniş cephesinin gerileyeceğini veya bölgede ABD ve ABD’nin edatlarıyla mücadele eden halkların gerileyeceğini düşündüler.  Ancak birçok mekanda direniş cephesinin ilerlediğini ve gerilemediğini görüyoruz. 
 
Yemenli kardeşlerimizin son günlerde ‘Bunyan el-Mersus’ isimli operasyon kapsamında elde ettikleri zaferler gerçekten de büyük ve Yemen’deki gelişmelerin geleceği açısından belirleyici zaferlerdi. Bu Hac Kasım Süleymani’nin şehadetinden sonra gerçekleşti. 
 
Suriye’ye gelince, hatırlarsanız Hac Kasım ile Hac Ebu Mehdi’nin cenazesi sırasında söylemiştim; ‘Bizim Hac Kasım ile Hac Ebu Mehdi’nin şehadetinden sonra direniş cephesinin tüm sahalarındaki sorumluluğumuz belirleyici zaferlere ilerlemektir. Durmak ve gerilemek değildir.’ 
 
Bu, düşmanın bu azizleri katletmesiyle hedeflerini gerçekleştirdiği anlamına gelecektir. Bugün Yemen’de ilerleyiş var, Suriye’de terör gruplarıyla savaşta büyük bir ilerleyiş var. Irak’ta Irak güçleri ve Haşdi Şabi, IŞİD’in yeni ortaya çıkan hücrelerine yönelik operasyonlarını tamamlıyor. 
 
Filistin cephesinde direnişin duruşu, özellikle de Trump’un Yüzyılın Anlaşması’nı ilan etmesinin ardından, Filistin halkının duruşu da keskin, güçlü ve büyük bir duruştur. Tüm cephelerde…İnanıyorum ki, Hac Kasım Süleymani, Hac Ebu Mehdi ve onlarla birlikte olan şehitlerin kanları şüphesiz direniş hareketlerine büyük bir hareketlilik ve akış verdi. 
 
Size bizden bahsedebilirim; Hac Kasım’ın şehadetinden sonra Hizbullah’tan çok sayıda kardeşim, hatta üst düzey Hizbullah sorumluları bana mektuplar yazdılar. İstişhad operasyonu için izin ve imkan sağlanmasını istiyorlardı. Bu yeni ruhsal değişim itibariyle tarihi bir aşama olduğunu söylüyorum. 
 
İran için bu, İslam devriminin yeniden doğuşu mesabesindedir. Sana bugün şunu söyleyebilirim ki, bu direnişin, direniş cephesinin, direniş ruhunun, direniş kültürünün yeniden doğuşudur. Hatta biz şahıslar açısından da, farklı sahalardaki direniş gençleri, kadrolar, liderler açısından senelerin geçmesiyle siyasi işleri, gazetecilikleri ve insanlarla yaşadıkları sorunlardan ötürü dünyaya müptela olanlar aynı şekilde kalpleri ve ruhları biraz tozlanan veya kararanlar için Hac Kasım Süleymani ve Hac Ebu Mehdi Mühendis’in kanı tüm bu tozları süpürerek aktı. Nurlarıyla o karanlıkların hepsini izale ettiler. Tekrar adamları ve direniş liderlerinin ruhunun, asaletlerine ve nuraniyetlerine döndüklerini görelim diye…
 
Bu ruhi halet, bu yüce Allah’a ve evliyalarına olan aşk, bu kurban olmaya yüksek hazırlık, zorluklara tahammül, yorgunluğu ve ümitsizliği bir tarafa bırakma durumu bu temiz kanların oluşturduğu büyük neticelerdendir. Yeni aşama derken bunu kastediyoruz. 
 
Hac Kasım Süleymani’nin şehadetinin ardından bölgenin geleceğini, direniş, Filistin ve Filistin’in özgürleştirilmesi konularını nasıl görüyorsunuz? Bunu yakın mı görüyorsunuz, yoksa Allah etmesin Filistin’in özgürleştirilmesi Hac Kasım’ın şehadetiyle ertelendi mi?
 
Hayır, Hac Kasım’ın şehadeti nedeniyle ertelenmedi. Tam tersine daha erkenden gerçekleşecektir. Az önce de dile getirdiğim gibi Hac Kasım’ın şehadeti yeni bir ruh oluşturmuştur. Direniş cephesi için bu savunma ve sadakat ki büyük bir komutanları bu şekilde öldürüldüğü halde…
 
Endişeye gerek olmadığına inanıyorum. Öncelikle Allah’ın mücahitlere yardımı dolayısıyla… Ki onları Emirul Muminin Allah’ın evliyası, Allah’ın özel dostları olarak vasıflandırmıştır.  İkinci derecede, Muhterem Rehber’in varlığıyla ve İran İslam Cumhuriyeti’nin halk ve yetkililer olarak tüm tehlike ve zorluklara karşı keskin ve kararlı duruşuyla endişeye gerek yoktur. Ve tüm bölge halklarına, bölgedeki direniş hareketlerine muhabbeti ve kucaklaması endişeye mahal yoktur.
 
Evet, Hac Kasım’ın özel yönleri vardı ancak inşallah sorumlu kardeşlerimizin dayanışmasıyla ve Hac Kasım’ın değerleriyle, onun tecrübesinden, yolundan ve mektebinden istifade ederek inanıyorum ki işleri daha ileri noktalara taşıyacaklardır. Bunu mevcut durumda da müşahede etmekteyiz. Dolayısıyla biz endişeli değiliz. Bu yolda daha büyük güçle, büyük bir ümitle devam etmeye inanıyoruz. Aynı hedefleri gerçekleştirmek için…
 
Bazen yorulup, ümitsizliğe kapılsak, endişe etsek bile inanıyorum ki Hac Kasım ve Hac Ebu Mehdi’nin aramızda olması daha büyük olurdu. Çünkü diğer aleme intikal etmelerinin ardından da inancıma onların tesirleri yine çok büyük ve önemli olacaktır. 
 
Her halükarda onlara vefamız, muhabbetimiz, onlara olan ihlasımız bizi daha çok çalışmaya, hedefleri gerçekleştirmek için daha çok çabaya sevk edecektir.
 
-Birçok kişi Hac Kasım’ın şehadetinin Yüzyılın Anlaşması ile ilişkili olduğuna inanıyor. Bu doğru mu?
 
Yani bu savaşın bir parçası… Şüphesiz… Biliyorsunuz, Trump ve Amerikan yönetimi Filistin’i gasp eden Siyonist rejimi savunmaktadırlar. İsrail’i korumak istiyorlar. Yüzyılın Anlaşması diye isimlendirilen projeyi bölge halkları ve Filistin halkına dayatmak istiyorlar. İran İslam Cumhuriyeti ve direniş cephesi ise ABD’nin bu projesinin önünde engelleyici bir duvar olarak durmaktalar. Onlar bu seddi izale etmek istiyorlar. 
 
Doğal olarak araştırdıklarında bu savaşta merkezi ve çok önemli bir şahsiyetin olduğunu görüyorlar. Ben onu mütekerrir şahsiyet olarak isimlendirmiştim. Yani bir devletten daha çoğunda hazır olan anlamında… Filistin’de Kasım Süleymani’yi bulurdunuz, Lübnan’da, Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de Afganistan’da, hatta İran’ın içinde Kasım Süleymani’yi görürdünüz. Doğal olarak hedeflerini gerçekleştirmek için onu ortadan kaldırmak istediler. Onların bu bölgedeki en önemli hedeflerinden biri de Yüzyılın Anlaşması’dır.
 
Son soruda, eklemek istediğiniz herhangi şahsi bir nokta olabilir diye sözü size bırakmak istiyoruz. Ancak mümkünse bunu Farsça söylemenizi umuyoruz. Farsça buyurursanız size müteşekkir oluruz. 
 
Zor, Farsça konuşmak benim için biraz zor gelebilir.
 
Ancak güzel…
 
Her halükarda tabii bana hayatımdaki ilahi nimetlerin en büyüklerinden biri, ki onun nimetleri büyüktür, Hac Kasım Süleymani’yi tanımaktı. Aramızdaki kardeşlik ve dostluktu. Biz iki hakiki kardeş gibiydik. Sevgimiz, muhabbetimiz, duygularımız, dostluğumuz, düşüncelerimizin birliği… Yani işlerin yüzde 98’inde aynı düşünürdük. Yüzde 100 dememek için böyle diyorum. Yüzde 2’lik farklı görüşlerimizde de kolaylıkla birimiz diğerini ikna ediyordu. Güven ve sevgiden ötürü… 
 
Tabii, ben şahsi olarak onun varlığını güçlü bir destek olarak biliyor ve hissediyordum. Çünkü aynı savaş ve zorluk sahasındaydık. Ben onunla teselli buluyordum, o benimle teselli buluyordu. Sana ve izleyicilere diyebilirim ki, geçmiş 20 yılda, özellikle de 10 yılı aşkın süreçte, çok sevdiğim aziz ve sevimli bir kardeş aradığımda, çok güvendiğim, kalbimde çok büyük olan birini aradığımda Hac Kasım Süleymani o az insanlardan biriydi. Doğal olarak herkesin hayatında bu tür insanlar 2 veya 3 kişi olur. Bunlardan biri benim için Hac Kasım Süleymani’ydi. Allah ona rahmet eylesin. 
O da biliyor, bir gün ona dedim. Ben her zaman ruhumu ona feda etmeye hazırdım.
 
Bir gün namazdaydım. Namaz bittikten sonraki oturuşumda kalbimden şunlar geçti, farazi olarak tabii; Ölüm meleği bana geldi. Ve bana dedi ki ben Kasım Süleymani’nin ruhunu kabzetmek için İran’a gideceğim. Ancak yüce Allah bir istisna kıldı. Ve dedi ki falana (kendisini kastediyor) git ve ona deki Kasım Süleymani’nin ruhunu kabzetmeyi ertelemek için başka bir seçenek var. O seçenek de senin ruhunu almaktır. Bu faraziyette ben kendi kendime düşündüm. Ölüm meleğine ne derim? Ona derim ki; asla ve kat’a… Beni al ve Hac Kasım Süleymani’yi bırak.
 
Bunu münakaşa yapıldığında bazı arkadaşlara da söylerdim. Bazen çok çalışma neticesinde bazı kardeşler arasında sorun oluyordu. Ben de onlara Hac Kasım benim için böyledir derdim. 
 
Kardeşler, nasıl böyle düşünürsün derlerdi. Onlara iki açıdan derdim; birincisi, sevgi, kardeşlik ve aramızdaki duygu… İkincisi, onun varlığının İslam’a, Müslümanlara, İslam ümmetine ve direnişe benim varlığımdan çok daha fazla hizmet ettiğine inanıyorum derdim. Mesele sadece duygu değil, ben bu adamın mübarek varlığına bu seviye de inanıyorum. 
 
Onun şahsi olarak benim yanımda temsil ettiği budur.
 
Çok teşekkür ederiz. Size muvaffakiyetler diliyoruz. İnşallah sizin liderliğinizde ve Devrim liderinin liderliğinde Kudüs’ün yakında özgürleştirildiğine şahitlik ederiz. Size ve tüm direniş mücahitlerine sıhhat ve afiyetlerinizin devamını diliyoruz.
 
Allah sizi korusun. Tabi ben onun ailesine de söyledim; Hac Kasım için gerçekleşecek en faziletli şey veya onun temenni ettiği en faziletli şey bu büyük şehadetle onun için gerçekleşmiştir. Allah ona rahmet eylesin.
 
RÖPORTAJIN SONU
 
KUDÜS HABER AJANSI