• 31 Ekim 2020 21:05
article

İran, İsrail için bir tehdit: Konuşma Zamanı

Siyonist rejim medyasında İran İslam Cumhuriyeti'nin siyonist İsrail rejimi için oluşturduğu tehdide dikkat çekilerek, bu konunun üzerine gidilmesi gerektiği vurgulandı.

 
Söz konusu İran'ın İsrail için oluşturduğu tehdit ise, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu çekinmeden ve zorlanmadan konuşmasıyla bilinir.
 
Netanyahu 2015 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama'yı kızdıracağını bile bile Kongre'nin her iki kanadında da meşhur konuşmalar yapmıştı. Zira ABD'nin, İran'ın nükleer silaha ulaşmasını engelleyecek değil sadece erteleyecek bir anlaşmaya dahil olmamasının çok acil ve önemli olduğunu düşünüyordu.
 
İşte bu yüzden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, söz konusu anlaşmada belirtilen İran'a yönelik silah ambargosunun Ekim ayında sona erecek olması karşısında İsrail'in nasıl sessiz kaldığını anlamak zor.
 
Evet, hem Netanyahu hem de görev süresi sona yaklaşan BM Temsilcisi Danny Danon, ABD'nin İran'ı hedef alan yaptırımları yeniden hayata geçirmesini yüksek sesle destekledi.
 
Öte yandan diğer büyük güçlerin yaptırımların yenilenmesine açıkça karşı çıkmaları ve yaptırımların süresinin dolmasının ardından işle ve diplomasiyle ilgili yeni fırsatlardan faydalanma planları yapmalarına karşın İsrail'den fazla bir tepki gelmemesi etkisiz görünüyor.
 
Pentagon tarafından kısa bir süre önce hazırlanan bir rapora göre Çin ve Rusya, BM ambargosunun Ekim ayında sona ermesinin ardından İran'a saldırı helikopteri, savaş uçağı ve tank satmanın planlarını yapıyor.
 
İran ile yakın bağları bulunan Çin daha da ileri gitmeyi planlıyor. Kısa bir süre önce The New York Times tarafından sızdırılan bir belgeye göre iki ülke, maliyeti milyarlarca dolar olan 25 yıllık bir ekonomi ve güvenlik anlaşması üzerinde çalışıyor. Ortak askeri tatbikatlar, araştırma ve silah geliştirme ile istihbarat paylaşımı içeren anlaşma, Tahran ile Pekin arasında daha yakın askeri ilişkilerin önünü açabilir.
 
Çin ile İran arasında henüz bir anlaşma imzalanmamış olsa da hükümetin bu gelişmeleri büyük bir endişeyle izlemesi gerekiyor.
 
İslam Cumhuriyeti'nin ordusunu besleyecek yeni bir kaynak doğrudan İsrail'e yönlendirilebilir.
 
Ayrıca Çin'den İran bankalarına, alt yapı projeleri ile telekomünikasyon sektörüne ve anlaşma gereği ekonominin diğer alanlarına akan çok miktarda nakit para, mollalar rejiminin İsrail'i yok etme misyonunun parçası olarak vekil ve terörist gruplara daha fazla kaynak ayırmasına imkan sağlayabilir.
 
Diğer yandan Tel Aviv'deki hafif raylı sistemin iki hattını yapan bazı Çin şirketlerinin İran'da da projeler gerçekleştirdiği hesaba katılmalı. Söz konusu anlaşma bir şirketin aynı anda hem İsrail hem de İslam Cumhuriyeti'nde çalışması ve İsrail için güvenlik sızıntısı ve İran'a istihbarat akması ile sonuçlanabilir.
 
Çin, İran'ın İsrail'e yönelik tehditlerini, Tahran yönetiminin dünya sahnesinde nüfuzunu artırmaya yönelik boş sözler olarak görüp ciddiye almıyor.
 
Ancak İsrail haklı olarak, İran'ın bizi yok etmek konusunda sadece konuşmakla kalmadığını, Filistinli teröristler ile Hizbullah'ı desteklediğini ve sınırımızın kuzey tarafında üsler kurmaya çalıştığını göz önünde bulunduruyor ve tehdidi çok ciddiye alıyor.
 
İsrail'in, İran'ın kendisini yok etme takıntısını besleyecek daha başka adımlar atılmadan durumu Çin'e açık bir şekilde anlatması gerekiyor.
 
Çinli şirketler altyapı projeleri geliştirme, çeşitli yüksek teknoloji şirketlerine yatırım yapma ve benzeri yollarla İsrail pazarına milyarlarca dolar akıttı.
 
Pekin ile güçlü ekonomik bağlar, bu alanlarda ABD ile gerilime yol açsa da, çoğunlukla İsrail için yararlı olmuştur. Ancak bu bağlar İsrail'in kendi güvenliğini savunmasına engel olmamalıdır.
 
Çin bizden çok daha büyük olsa da İsrail'in endişelerini dile getirmesi ve dost bir ülkenin dostça olmayan hareketlerde bulunmadığından ve bize saldırmak isteyen Hizbullah, Hamas ve İslami Cihad gibi güçleri beslemediğinden emin olmak için Çin ile çalışması gerekiyor.
 
Netanyahu kendisinin İsrail'in aralarında Çin'in de bulunduğu Asya ülkeleriyle ilişkileri güçlendirme rolünden çokça bahsetti. Netanyahu ayrıca kendisi için İsrail'in güvenliğinin her şeyden önce geldiğini de ifade ediyor.
 
Şimdi onun için bu bağları İsrail'in güvenliği için kullanması ve açıkça konuşma zamanıdır. Çin, iran ile işe yaptığı sürece İsrail'in Çin ile çalışma konusunu gözden geçirmesi gerekiyor.