• 23 Temmuz 2018 05:17
article

Hamas Lübnan’da Ne İşler Çeviriyor?

Hamas’ın siyasi büro başkan yardımcılığı makamına gelen Salih Aruri, geçtiğimiz yıl Lübnan’a yerleştiğinden beri hareketin liderlik konseptinde stratejik bir değişim süreci işletiyor.

Shlomi Eldar - Al Monitor

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman Hamas’ın güney Lübnan’da İsrail’e saldırı için yeni bir askeri altyapı çalışması içinde olduğunu söyledi. 9 Ocak’ta Haham Raziel Şevak’a Batı Şeria’da suikast düzenleyen Filistinli hücreyi dağıtma operasyonunda yaralanan özel operasyon birliği askerini ziyareti esnasında hastanede yaptığı açıklamalarda Liberman “örgüt, Gazze’de baskı altında ve İsrail’e saldırı düzenleme konusunda zor bir süreç geçiriyor” ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz yazılarda da değindiğim gibi, İsrail karakolu yakınlarında Havat Gilad’a düzenlenen saldırıda da sorumluluk Hamas’a ait. Hamas son zamanlarda İsrail’e karşı düzenlenen operasyonlardaki parmağını gizleme çabasına girmiyor artık. Havat Gilad’a düzenlenen saldırı, Hamas’ın 2014’ten bu yana, bir operasyondaki dahlini gizlemek zorunda hissetmediği ilk saldırıydı ve Hamas, bundan böyle de benzer saldırılar düzenleme niyetinde olduğunu sergiledi.

Liberman, örgütün mevcut taktik ve stratejisine atıfta bulunarak bu süreci Gazze’den yürütme noktasında karşı karşıya kaldığı zorlukları dile getirdi. İkinci intifada sürecinde (2000-2005), Hamas İsraillilere yönelik saldırıların çoğunu Gazze’de değil Batı Şeria’da düzenlemişti. Bugün de Hamas için Gazze’den sınırı ve diğer zorlukları aşıp bir şeyler yapmak neredeyse imkansız. Ayrıca, Gazze’den kazılan tüneller de yalnızca savaş sürecinde operasyonel düzeyde kullanılmak üzere hazırlanıyor. O bile nisbeten sınırlı bir etkiye sahip denilebilir.

Hamas’ın askeri kanat merkez karargahı her zaman için Gazze’de oldu. Fakat operasyonel hücrelerin kurulması ve istişhad operasyonları için adam yetiştirme gibi altyapısal süreçler Batı Şeria merkezliydi. Bu hareket şimdiye kadar Lübnan’ı hiçbir zaman askeri kanadın gerekli durumlarda operasyonel ihtiyaçlar için kouşlanılabilecek bir bölge olarak kullanmamıştı.

Hamas, “balayı” sürecinde yani on yılı aşkın bir süre Suriye ile kurduğu ilişkiden çok faydalandı. 2012 yılına kadar Hamas’ın siyasi kanadı Şam’daydı. Beyrut’ta da büyük bir ofisi vardı ve Hizbullah ile ilişkilerini bu ofis üzerinden yürütüyordu. Bu ilişki, çoğunlukla silah geliştirmede yapılan işbirliğine, operasyonel ilkeler üzerine bilgi paylaşımına ve Hamas’ın Hizbullah’ın askeri eğitim kamplarını kullanmasına hizmet ediyordu. Hamas bugüne kadar hiçbir zaman Hizbullah saflarına karışmak gibi bir niyet sergilememişti. Halid Meşal liderliğindeki Hamas, Lübnan’dan İsrail’e karşı yeni bir cephe açma fikrine sıcak bakmıyor; Hizbullah ile bu konuda mesafeyi koruyordu.

Hamas’ın siyasi büro başkan yardımcılığı makamına gelen Salih Aruri, geçtiğimiz yıl Lübnan’a yerleşene kadar gidişat böyleydi. Fakat şu bir gerçek ki son birkaç aydır Aruri, hareketin liderlik konseptinde stratejik bir değişim süreci işletiyor.

Aruri, Beyrut’ta ilk olarak Ağustos 2017’de İran parlamentosu uluslararası ilişkiler komisyonu başkanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile görüştüğü bir toplantıda görüntülendi. Aynı fotoğraflarda ayrıca Hamas’ın uluslararası ilişkiler sorumlusu Usame Hamdan ve Lübnan temsilcisi Ali Bereke de vardı.

Aruri’nin Beyrut’a varışı, Hamas’ın Lübnan’daki temsiliyetini güçlendirdi. O güne kadar Hamas’ın Lübnan ofisi, özellikle de Suriye krizinden sonra yalnızca Lübnan’daki varlığını temsil ediyordu. Hamas’ın Suriye yönetimi ve İran ile yaşadığı kopuş, Hizbullah ile olan ilişkilere de yansımıştı. Fakat her şey Aruri gelene kadardı. Aralarında Hizbullah lideri Hasan Nasrallah da olmak üzere Hizbullah’ın üst düzey yetkilileri ile olan bağlantılarını avantaja çeviren Aruri, Lübnan’daki İran temsilcileriyle de olumlu bir süreç işleterek İran’ın Hamas’a olan desteğini canlandırmayı başardı.

Artık Tahran ile ilişkiler diriltildi ve Aruri bir sonraki aşamaya geçti: Lübnan’da Hamas’a ait askeri bir altyapı kurma aşaması. Aruri’nin amacı tıpkı İstanbul’da yaptığı gibi Lübnan’da bir operasyon üssü kurmak fakat bu kez İsrail sınırında olmanın büyük avantajını da kullanmak istiyor… Hamas’ın, Lübnan’da kuracağı bu üs, operasyonel eğitimlerin verildiği bir mekan olabileceği gibi İsrail’e karşı yalnızca Gazze’den yani güneyden yani İsrail’in ablukası ve Mısır’ın sürekli baskısı altında olan bölgeyle sınırlı bir tehdit olmaktansa karşı kuzeyden de etkili bir tehdit oluşturma amacına hizmet edecek.

El-Monitor’e konuşan Filistinli bir güvenlik yetkilisi Hamas’ın siyasi ve askeri olarak yoğun bir baskı altında olduğunu aktarıyor. Mısır’dan Gazze’ye gizlice silah sokmak çok zor. Hareketin içinde bulunduğu büyük ekonomik sıkıntı ise Gazze’de silah üretme kapasitesini sınırlıyor. “Mühürlenmiş Gazze’ye gelişmiş silahlar sokmak, önümüzdeki süreçte hiç şüphesiz çok daha zor olacak”.

14 Ocak’ta Lübnan basınında çıkan bir suikast girişimi haberi, Hamas mensuplarının ülkedeki varlığını kanıtlıyor. Ebu Hamza kod adıyla bilinen Muhammed Hamdan, Lübnan’ın sahil kenti olan Sayda’da arabasına konulan bir bombanın patlaması neticesinde yaralanmıştı. Hamas, ilk yaptığı açıklamayla bu suikast girişiminden İsrail’in sorumlu olduğu dile getirdi. Bölge sakinlerinin saldırının olduğu dakikalarda gökyüzünde İsrail’e ait bir casus uçak gördüklerini iddia etmiş olması da Hamas’ın bu suçlamasını güçlendirmişti.

İlk gelen haberlerde Ebu Hamza’nın Hamas’ın üst düzey isimlerinden Usame Hamdan’ın akrabası olduğu belirtilmiş fakat sonrasında bunun doğru olmadığı açıklandı. Hamas yetkilileri soyisimleri aynı olmasına rağmen Muhammed Hamdan ile Usame Hamdan arasında herhangi bir akrabalık bağı ya da ilişki olmadığını net ifadelerle dile getirdiler.

Bu suikast girişimi, kim tarafından gerçekleştirilmiş olursa olsun, Hamas’ın İsrail sınırına 50 km mesafedeki Sayda kentinde Eymen Şanaa liderliğinde bir ofisi olduğunu ifşa etmiş oldu. Öyle görünüyor ki bu ofis, Liberman’ın konuşmasında bahsettiği Hamas’ın Lübnan’da kurduğu operasyonel altyapının en ön safını temsil ediyor.

Muhtemelen Hamas’ın askeri ve siyasi liderleri, Aruri de bu isimlere dahil, İsrail’e karşı Celile’deki günlük yaşama zarar verecek potansiyelde bir tehdit oluşturabileceklerine inanmıyorlardır. Fakat İsrail ile yeni bir savaşa girmek zorunda kaldıklarında ve Gazze’deki kontrollerinin tehdit altında olduğunu hissettiklerinde, Lübnan’ın güneyinden Hizbullah’ın desteğiyle harekete geçebilecek ve belki de Hizbullah’ın İsrail ile savaşmasına zemin hazırlayacaklar.

(Çeviren: Enes Berat GÜRLER)

KUDÜS HABER