• 30 Kasım 2020 21:11
article

Dr. Velayeti'nin Ayasofya Röportajının Tam Metni

Uluslararası İslami Uyanış Kurultayı Genel Sekreteri ve İmam Hamenei'nin Başdanışmanı Dr. Ali Ekber Velayeti'nin bir İran Televizyon kanalındaki röportajında Ayasofya camiinin açılışı ile ilgili soruya verdiği cevabın tamamı.

Ayasofya 1935 yılında Atatürk’ün emriyle cami iken müzeye çevrilmiştir. Dolayısıyla Erdoğan’ın Ayasofya kararı için “cami tekrardan cami haline çevrildi” de diyebiliriz. Cami olan bir yerin müzeye çevrilmesi söz konusu olamaz ve hiç kimse camiyi müzeye çeviremez. Ayasofya da cami olarak vakfedildiği için kıyamete dek cami olarak kalacaktır. Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi Müslüman halkın isteği üzerine gerçekleşmemişti. Bu yüzden Türkiye halkı bu büyük olayı gerçekleştirdiği için Erdoğan’a minnettardır.
 
Ayasofya, İslam mimarisinde büyük önem taşıyan örnek bir camidir. Fatih Sultan Mehmet, 1453 yılında İstanbul’u fethedince Hıristiyanların ibadet etmesi için Ayasofya’nın kilise olarak kalmasına müsamaha göstermişti. Yenilerde okuduğum İngilizce bir makalede yazdığı üzere, sonrasında Fatih Sultan Mehmet para karşılığı bu kiliseyi kilise büyükleri papazlardan satın alarak camiye dönüştürmüştü. Dolayısıyla bugün baktığımız zaman bu mabede ait mimariler bir kiliseyi anımsatmaktan ziyade camiyi anımsatır. Ayasofya müze iken ziyaret edip namaz kılmıştım, ağırlıklı olarak İslam’a özgü motifler taşıyordu. Sadece kıblesinde eğrilik söz konusuydu. Bunun sebebi de mabedin sütunlarının kilise amacıyla -Kabe dikkate alınmadan- inşa edilmesidir.
 
Katolik, Protestan ve Ortodokslardan oluşan tüm Hıristiyan dünyası, Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesi üzerine galeyana geldi. Halbuki Müslümanlar 800 yıl Endülüs’e hüküm sürmüşlerdi. Fakat sonrasında Hıristiyanlara yenik düştükleri için Endülüs’ü kaybetmişlerdi. Bunun üzerine Hıristiyanlar Endülüs’ün kaybedildiği 1942’ye kadar orada yapılan camileri kiliseye çevirmişlerdi! Bunu anlamak için oradaki kiliselere gidip bakmak yeterlidir. Papazın durduğu yerin üstüne bakıldığında haç işaretiyle beraber hala mukaddes ayetlerin ve Arapça yazıların olduğunu görürüz. O zaman bunların hepsini tekrar camiye çevirmeliler! Ama bunlar kalkıp bu yaptıklarına rağmen Ayasofya’nın camiye çevrilmesini eleştirip “Ayasofya ya kilise ya da müze olmalı” diyorlar! 
 
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Ayasofya’nın yeniden müzeye çevrilmesiyle ilgili açıklamalarına gelecek olursak, Pompeo’ya sormak lazım başka bir arzun var mı?! Sorumsuz adam! Siz Endülüs’teki tüm camileri kilise yaptınız. Beytul Mukaddes’te döktüğünüz Müslüman kanının haddi hesabı yok! Kralınıza “O kadar çok Müslüman kanı döktük ki, kanları dizlerimize kadar geliyor” diye mektup yazdınız. Endülüs’te yenilgiye uğrattığınız Müslümanları da tüm gücünüzle öldürdünüz ve hiçbir cami geride bırakmadınız, hepsini kiliseye çevirdiniz! Şimdi kalkmışlar, 500 yıllık geçmişi olan Ayasofya için müzeye çevrilsin diyorlar! Sizin Ayasofya’yı müzeye çevirmeye hakkınız yok! Cami olarak vakfedilen bir yer kıyamete kadar cami olarak kalmalıdır. Recep Tayyip Erdoğan, çok önemli bir olaya imza attı, bu açıdan Türkiye halkı Erdoğan’ın bu cesaretinin kıymetini bilmelidir.
 
Öte yandan Türkiye halkı Müslüman bir halktır. Seküler ve laiklerin yaptığı propagandaları bir kenara bırakalım. Bir keresinde Türkiye’de Cuma namazına katıldım. Tüm camilerde Cuma namazı kılınmakta, camiler dolup taşmakta ve insanlar yollarda namaz kılmakta idi. İslam’a böylesine bağlı kalan millet çok az gördüm. Ayrıca Türkiye halkı Ehlibeyt’e de bağlıdırlar. Camilerde: Allah, Muhammed, Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan ve Hüseyin yazar. Ehli Sünnete mensup hangi ülke, Ehlibeyt büyüklerine böylesine saygı gösteriyor?
 
İstanbul’da düzenlenen Aşura matem merasimine Türkiyeli Şiilere konuşma yapmak için davet edilmiştim. O zamanlar Erdoğan başbakandı. Kendisi de matem merasimine katılmıştı. Önce Erdoğan ardından ben konuşmamı yaptım. Erdoğan konuşmasında, İmam Hüseyin’i öven ve İmam Hüseyin’in düşmanlarını kınayan ifadelere yer verdi. Devamında Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için “arşın küpesi” hadisini okudu. Bu, Türkiye halkının Ehlibeyt’e bağlı olduğunu gösterir. Türkiye halkı altını çizerek söylüyorum kesinlikle İslamî düsturlara son derece önem veren ve itaat eden bir millettir. 1914’e kadar Osmanlı devleti, Sünni dünyanın merkeziydi. Sonra başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Osmanlı İslam devletini bölmeye çalıştılar, böldüler de! Türkiye’yi sekülerizme yönlendirmeye çalıştılar. Ancak Türkiye halkı İslam’dan ayrılmadı. Ayasofya’nın camiye çevrilmesinden sonra da gördük, halk camiye akın etmişti ve çevre yolları dolup taşmıştı. 
 
İslami Uyanış Kurultayı Genel Sekreteri olarak birkaç gün önce bir bildiri yayınladım. Bildirinin çevirisi Erdoğan’a Ankara büyükelçiliğimiz tarafından da takdim edildi.  Bildiride, Ayasofya’nın camileştirilmesinin önemli bir olay olduğunu ve Türkiye halkının isteğinin bu olduğunu belirttim. 
 
Türkiye halkının Erdoğan’ı destekledikleri oylarından da belli oluyor. Türkiye halkı, gerek başbakanlık gerekse cumhurbaşkanlığı zamanında Erdoğan’ı desteklemiştir. Aynı şekilde Türkiye halkı İslam’ın ülkelerinde güçlenmesini istiyor. Zira Erdoğan’ın davetiyle Ayasofya’ya akın etmeleri de halkın cami kararından ne denli memnun olduğunu gösteriyor. Bizler de bu önemli İslamî kazanımlarından ötürü Türkiye halkını tebrik ediyoruz. Sayın Erdoğan’a da İslamî dirilişi Türkiye’de bir adım öne götürdüğü için teşekkür ediyoruz.
 
 
KUDÜS HABER AJANSI