• 18 Nisan 2019 14:22
article

Çin Ekonomisinin İstikrarı

Son yıllardaki hızlı ve istikrarlı büyümesiyle dikkatleri çeken Çin'in borçları da dikkatlerden kaçmıyor.

Uluslararası Finans Enstitüsü tahminlerine göre Çin'in 2018 yılı toplam borç gayrisafi yurtiçi hasılası yüzde 299 olarak hesaplandı. Bu oran ilk bakışta yüksek görünse de ABD için yüzde 304 ve Japonya için yüzde 500 olduğu düşünülürse nispeten az olduğu görülüyor. Ayrıca Çin'in yıllardır her sene yüzde 6 büyümesi de ekonominin çok iyi yönetildiği şeklinde yorumlanıyor. 
 
Söz konusu yüzde 299'luk oranın yüzde 50'si hükümetin borçları ve bunun da üçte ikisi yerel yönetimlere ait. Bu borçlar da büyük oranda kamu-özel teşebbüs ortaklıklarından kaynaklanıyor. Bu ortaklıklar emlak ve altyapı projeleri için gerçekleştiriliyor. Bu ortaklıklarda sermaye özel teşebbüs arazi ise kamu tarafından sağlanıyor.
 
Anlaşma şartlarının yerine getirilmemesi ya da başka bir sebepten ortaklığın bozulması durumunda projenin sahipliğini kamu üstleniyor. Bu durumda ya emlak satılıyor ve ekonomik bir değere dönüşüyor ya da sosyal konut olarak kullanılıp sosyal gelişime katkı sağlanıyor. Bu arada söz konusu projelere kredi veren bankaların da yine yerel yönetimlere ait olduğu düşünülürse yerel yönetimlerin kaybettiği bir şeyin olmadığı görülüyor.
 
Yüzde 299'luk oranın 130'luk dilimini mali olmayan girişimler oluşturuyor. Bunun içinde devlete ait girişimlerin oranı ise yüzde 80. Devlete ait girişimlere kredi veren yine devlet bankaları. Yani konu aslında aile içi bir iş. Uzmanlara göre finansal sistemin çökmesi için devlete ait bütün girişimlerin iflas etmesi gerekiyor ki böyle bir senaryonun gerçekleşme ihtimali çok düşük.
 
Finansal şirket borçlarına bakıldığında ise sigorta, ipotek ve bankacılık dışı işlerle ilgilidir. Bu borçlar devlet bankalarına bağlı gölge bankalara aittir.
 
Bu gölge bankalar varlık yönetimi amaçlı kurulmuştur. Bu borçların büyük bölümünün ipotek borçları oluşturur. Çin'de yeni evli bir çift ev alacağı zaman ailesi toplanıp peşinatı öder. Ayrıca ikinci bir ev almak isteyenlerin ilk eve ait borcun tamamını ödemiş olması gerekir. İlk evde bölgeye göre değişen oranlarda yüzde 20 ila 50 ve ikinci evde de en az yüzde 50 peşin ödenmelidir. Bu durumda ipotek kaynaklı borç sebebiyle ülke ekonomisinde bir delik açılması ihtimali oldukça düşüktür.
 
Çin nüfusu hızla arttığı için emlak piyasası ve dolayısıyla çelik, mobilya, tekstil ve ev eşyası piyasası da canlı kalmaktadır.  
 
Çin hükümeti geçmişte yapılan hatalardan ders almış görünüyor. Örneğin 1990'lı yıllarda gelir getirmeyen kredi oranı yüzde 25 ila yüzde 40 arasında değişiyordu ve bu da büyük bir ekonomik krize sebep olmuştu. Uluslararası Para Fonu IMF'nin tahminlerine göre bu oran şimdi küresel trendlere yakın olacak şekilde yüzde 1,7'lerde seyrediyor.
 
Çin ayrıca 2008 yılında ABD kaynaklı kriz sırasında kötüye giden ekonomiyi canlandırmak için 580 milyar dolarlık bir teşvik paketini hayata geçirmişti.
 
Ayrıca alınan kredilerin işi büyütmek ya da istihdamı artırmak için kullanılmasına da özen gösteriliyor.
 
Uzmanlara göre Çin'in ekonomi ve borç yönetimini öğrenmiş olması, fakirliği giderici politikalar izlemesi ve sosyal şartları iyileştirici politikalara önem vermesi onun hızlı ve istikrarlı büyümesindeki en önemli etkenler olarak yorumlanıyor.
 
KUDÜS HABER