• 21 Temmuz 2019 12:09
article

BAE ve SUUD Gemilerinin Vurulması Bir Mesaj mı, Yoksa Bir Oyun Mudur?

Birleşik Arap Emirlikleri’nin en önemli limanlarından fuceyra’da gerçekleşen patlamalar, ABD önderlikli koalisyon ile İran önderlikli direniş cephesi arasındaki savaşın denklemini ortaya koyması açısından önemli işaretler taşıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin en önemli limanlarından fuceyra’da gerçekleşen patlamalar, ABD önderlikli koalisyon ile İran önderlikli direniş cephesi arasındaki savaşın denklemini ortaya koyması açısından önemli işaretler taşıyor.
 
Konuyla ilgili direniş cephesi kaynaklı bilgi ve analizlerden yapılan bir değerlendirmeyi aşağıda sunuyoruz:
 
“Birleşik Arap Emirlikleri’nin Umman Denizindeki “Ticaret Gelini” olarak bilinen ve en iyi şekilde korunan Fuceyra Limanı’nda gerçekleşen 7-10 arasındaki patlamalar Amerikalılar ve Birleşik Arap Emirlikleri için bir şok oldu. ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri, Fuceyra’da böyle bir olayın olmasını asla beklemiyorlardı. Bu nedenle olayın gerçekleşmesinden sonra haberlere şiddetli bir şekilde sansür uyguladılar ve 12 saate kadar olayın haberlerinin nasıl yapılacağı ve hangi tepkilerin verileceği konusunda şaşkın kaldılar.
 
ABD açık ve dolaylı tehditlerinden sonra özellikle B-52 ve uçak gemisi filosunun gönderilmesinden sonra şöyle bir durumla karşı karşıya kalacağını hiç tasavvur etmiyordu. Bu nedenle bu durum, ABD için olağanüstü bir hal oluşturdu. 
 
Bu olayın mesajının çok net olmasına rağmen konuyla bağlı bazı belirsizlikler de var. İlk mesele, bu olayın kimin tarafından yapıldığıdır! Yapılan ilk değerlendirmeler ve ABD önderlikli cephenin işaret ettiği ilk hedef, İran İslam Cumhuriyeti’nin bu patlamalardaki rolünü gösterse de, ABD-Körfez cephesinde büyük bir şoka yol açan bu gelişmede İran İslam Cumhuriyeti’nin doğrudan rolü olduğuna dair de somut bir kanıt ortada yok.
 
Yine belirsizliğini koruyan diğer önemli bir noktada bu patlamaların hangi vasıtalarla yapıldığı konusudur. Bazı iddialar bu patlamaların insansız hava araçlarıyla gerçekleştirildiğini ileri sürse de, deniz hedeflerine yönelik başka saldırı araçları ve silahlarının bulunduğu, bunun sürpriz saldırılar kapsamına girdiği de söylenmektedir.
 
Eğer Amerikan önderlikli cephenin ileri sürdüğü gibi, bu sarsıcı saldırılar İran İslam Cumhuriyeti’nin desteği ve rolü ile gerçekleştiği iddiasını kabul edecek olursak, bu iddiayı ortaya atanlar açısından ne büyük bir tehlikenin olduğunu da göstermektedir. Bu duruma göre; İran önderlikli direniş cephesinin Amerika ve müttefiklerine karşı ne denli caydırıcı ve operasyonel bir güce sahip olduğunu kendileri de kabul etmiş olmaktadırlar.
 
Bütün bu kritik gelişmeler üzerinde genel hatlarıyla bir değerlendirme yapılacak olursa, aşağıdaki hususların altını çizmek büyük bir önem taşımaktadır:
 
1- Bölgemizde şiddetli savaş rüzgarlarının esmesine yol açan ve sonuçları itibarıyla bütün dünyayı etkisi altına alacak olan bu gelişmelerin birinci dereceden sorumlusu Amerika ve Amerika ile birlikte aynı cephede silah çeken Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Amerika’nın bölgesel müttefiklerinin maceracı tutumlarıdır.
 
2- Bu gelişmeler meselenin sadece psikolojik bir gerginlik konusu olmaktan öte, enerji ve enerji koridoru konusunun da çok ciddi anlamda bir tehlike ile karşı karşıya olduğu, petrol üretimi, petrol sevkiyatı ve petrol fiyatları konusunun tamamen ateş altına girdiğini göstermektedir.
 
3- Bu gerilim ilk planda sadece İran İslam Cumhuriyeti ile Amerika arasındaki bir gerilim süreci gibi gözükse de, aksine bu süreç, bu gerilimin sonuçları ve etki alanları tamamen küresel bir boyut taşımaktadır. Bütün Müslüman halkları etkileyeceği gibi ABD müttefiki olan batı dünyasını da içine alacak çapta bir gerilimdir. Dolayısıyla, bu süreç sadece Amerikan-İran gerginliği değil, çok bileşenli, çok sonuçlu bir savaş denklemidir. Sonuçta bu savaşın etkileriyle yüzleşmiş olacaktır.
 
4- Diğer yandan İran İslam Cumhuriyeti ile Amerikan önderlikli kaolisyon arasındaki savaşta, bölgesel devrimci güçler ve bloklar doğrudan bu savaşın tarafı durumundadır ve anti emperyalist anti siyonist tüm güçler doğal olarak bu savaşta Amerika ve müttefiklerini kendilerine hedef alacaklardır.
 
5- Yine üzerinde durulması gereken bir başka nokta olası bir savaş durumunda, ABD, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ne denli kırılgan bir durumda olduklarıdır. Limanlarda gerçekleşen patlamalar üzerine bu denli sarsılan ve şok geçiren bu devletlerin savaşın tüm sonuçlarıyla yüzleşmeleri durumunda nasıl akıbetlerle karşılaşacakları ortadadır. Dolayısıyla bir savaş durumunda Amerika’nın bu müttefiklerinin Amerika’nın himaye ve desteğine rağmen ayakta kalmaları mümkün olmayacaktır. 
 
Bu süreçle ilgili gündeme gelen önemli bir tartışma konusu da, kendisini korumakta aciz olan Amerika’nın kendilerini koruyacağı vaadinde bulunduğu Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin gerçekte alabildiğince zayıf ve korunaksız olduklarıdır.
 
6- Sonuç olarak Birleşik Arap Emirlikleri limanlarında gerçekleşen ve bütün körfez rejimlerini ve Amerika’nın bölgedeki varlığını büyük bir endişe içine salan patlama olaylarının, başka şekillerde karşımıza çıkması da mümkündür. Zira, bu patlamaları gerçekleştiren unsurların ve güçlerin adı hala konulamamıştır. Bunlar için “profesyonel direniş hücreleri” denebilir, “kontrolsüz güçler” denilebilir, “şehadet fedaileri” denilebilir, sonuçta, eylem ve operasyonel niteliği çok yüksek askeri güçlerin varlığı söz konusudur.
 
7- Suudi Arabistan ve Birleşik Arap emirliklerinin başını çektiği Yemen savaşının yol açtığı kriz, sadece Yemen halkında değil, bölge halklarında da büyük bir öfkeye yal açmış, Yemen’de gerçekleştirilen saldırı ve katliamların, ortaya çıkan insani kriz ve felaketlerin belli grupları saldırgan taraflara yönelik askeri operasyonlara sevk etme durumu da söz konusu olabilir. 
 
8- Aksine, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin kontrolü altında birtakım provokasyonların da olabileceğini gözardı etmemek gerekir.
 
9- Yine aynı şekilde başta Suudi Arabistan olmak üzere körfez krallıklarını sağmal bir inek gibi sağan Amarika’nın hem bu devletleri aşağılaması, hem de haraca bağlaması, güvenlikleri ve saltanatlarının bekası için Amerika’ya bel bağlayan bu rejimlerin nasıl bir utanç içinde olduklarını da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu gelişmeler, Amerika’nın körfez rejimlerini yeniden sağmak için Amerika’nın komploları olabileceği ihtimalini de konuşmayı gerektiren bir durum söz konusudur.
 
10- Amerika ile İran arasındaki gerginlik sürecinde, ABD başkanı Trump’ın İran için telefon numarası verip “beni arasınlar” demesi, ABD yönetiminin acizliğinin yanısıra maskaralığının da bir örnekliğini oluşturmuştur. Zira İslami İran’ın Amerika’nın saldırganlığı ile yüzleşmesi ilk olmadığı gibi, kırk yıllık tecrübe tarihi İran İslam Cumhuriyeti’nin Amerika ile nasıl ve hangi kanallardan konuştuğunun örnekleriyle doludur. En iyisi Trump’ın bu tarihi bir daha iyice okumasıdır.
 
11- Birleşik Arap Emirlikleri limanlarında patlamaların 7 ila 10 arasında gerçekleştiği yönünde ciddi bilgiler olmasına karşın, Birleşik Arap Emirlikleri yönetiminin patlamaların sayısını sadece dört olarak göstermesi ortada gizlenmek istenen büyük bir hasarın olduğuna da işaret etmektedir. Zira, Fuceyra limanında sadece gemiler değil, tesisler de büyük ölçüde hasar almışlardır.
 
12- Bütün bu bilgiler ve değerlendirmelerden sonra, sorunu sadece Amerika ile İran arasındaki bir savaş gerilimi bağlamında ele almak yerine, Amerika’nın bölgede ne denli bir kriz ve güvensizlik kaynağı olduğunu konuşmak gerekiyor. Bunun için Amerikan güçlerinin tamamen bölgeden çıkması ve çıkarılması gerekliliğinin üzerinde durmak gerekiyor.
 
Amerika İran İslam Cumhuriyeti’ni bölgesel bazı ülkeler için bir güvenlik tehdidi olarak göstererek kendisini bölgede tutmanın gerekçelerini oluştururken, aslında bölge güvenliğinin teminatının İran İslam Cumhuriyeti olduğu da yaşanan tecrübelerden anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, bölgemizin güvenliği Amerika’nın bölgeyi terk etmesiyle kendini gösterecek, Amerika’dan boşalmış bir İslam dünyası çok daha güvenli ve istikrarlı olacaktır. Zira Amerika’nın bulunduğu her yere kriz, savaş, yıkım taşıması onun genlerinde yatmaktadır.”
 
KUDÜS HABER