• 18 Kasım 2018 22:26
article

Amerikan Ordusu Suriye’deki Gelgiti Durdurdu

Trump geçtiğimiz ay, askeri güç anlamında Suriye’de sahaya ağırlığını koyarak Putin’e, İran'a ve Esad'a net bir mesaj gönderdi: Obama artık gitti.

Yochanan Visser – Arutz Sheva

“Suriye savaşı artık dünya barışını tehdit ediyor” diye yazmıştım Şubat ayında Suriye’de meydana gelen olaylar karşısında.

Bu olaylardan bir tanesi, Deyrzor’daki Rusya ve İran milislerinden oluşan Esad yanlısı koalisyona yönelik düzenlenen şiddetli Amerikan saldırısıydı.

Arutz 7’nin 15 Şubat’ta aktardığı habere göre “ABD’nin F-15’ler, F-22’ler, Apaçi helikopterleri ve İHA’larla düzenlediği saldırı dalgasında aralarında Rus paralı askerlerin de bulunduğu 300’den fazla ‘Suriyeli’ savaşçı öldü.”

O günden beri, öldüğü ifade edilen Rusların sayısının 200’ü aştığı yönünde, özellikle de bu paralı askerlerin Kremlin ile bağlantılandırılan “Wagner” şirketinin elemanları olduğu yönünde ve bu şirketin “Putin’in gizli ordusunu” kurduğu yönünde belli belirsiz haberler yayınlandı durdu.

Sosyal medyada dolaşıma giren videolardan bir tanesinde söz konusu Rus milislerin ABD özel kuvvetleri ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kullanılan askeri bir üsse saldırıları sonrasında Amerika tarafından bombalanmasının ardından kendi aralarında yaptıkları sözüm ona telsiz konuşmalarının kayıtları yer alıyordu. Hatta bu videoyu özellikle Newsweek dergisi de internet sitesinde kullanmıştı.

Fakat, İsrail’de yaşayan Ruslardan öğrendiğim hakikate göre bu kayıtlar, Ukrayna’daki savaş sonrasındaki bir muhabbete ait.

BBC, Şubat ayının 7’sinde Deyrzor’da gerçekleşen olayda onlarca Rus vatandaşının ve eski Sovyetler Birliği vatandaşının öldüğü konusunun doğrulandığını aktardı.

İngiliz yayın kuruluşu BBC, Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın bu konu hakkındaki açıklamasında Suriye’de bulunan çok sayıdaki Rus vatandaşı ciddi şekilde yaralanmış ve tedavi için hastanelere götürüldüğünü ifade ettiğini kaydediyordu.

Suriye’nin Deyrzor vilayetindeki o çölde gerçekte tam olarak kaç Rus’un öldüğünü belki de hiç öğrenemeyeceğiz.

Örneğin, France 24’ün röportaj yaptığı Rus bir milis komutan, orada ölenler arasında 218 Rus vatandaşı olduğunu ve bunlardan 150’sinin Rusya’nın güneyindeki bir üste soğuk hava depolarında tutulduğunu ifade etmişti. O komutan ayrıca, Putin yönetiminin gerçek ölü sayısını Rusya’da seçimler tamamlanana kadar açıklamayacağını iddia etmişti.

Rueters ve Bloomberg’in de aralarında bulunduğu medya organları ise saldırıda Rusların hedef alındığı kısma odaklanarak hataya düştüler.

Medya, o gün Fırat kıyılarında neler yaşandığına ışık tutan diğer olayları görmezden gelerek bu sürecin aslında İran’ın bir önceki ay Rusya’nın da desteğini arkasına alarak ABD’nin Suriye için geliştirdiği yeni stratejinin altını oymaya yönelik hamleler sergilemesi olduğu gerçeğini kaçırdı.

Deyrzor’daki saldırının geri sayımı, Ocak ayının başlarında Tabka barajının açılmasıyla Fırat nehri üzerindeki Rus yapımı bir köprünün yıkılması neticesinde başladı.

SDG ve Amerikan Özel Kuvvetleri bu hamleyi yaparak Esad yanlısı koalisyona net bir mesaj göndermek istedi ve “Suriye’deki yeni stratejimize karışmayın ve zengin petrol yataklarının bulunduğu Fırat nehrinin doğusundaki topraklarda egemenlik kurmayı düşünmeyin” demiş oldu.

Fakat Esad yanlısı koalisyon bu ilk hamleden gereken mesajı alamamıştı. Bu yüzden 7 Şubat’ta Esad yanlısı koalisyon ya da İran’ın vekil savaşçıları bölgedeki SDG üssüne yönelik saldırılarını sürdürdüler.

Cuma günü, Alman Der Spiegel dergisi, Deyrzor’daki Amerikan güçlerine ve müttefiklerine saldıran grubun (yaklaşık 500 kişiden oluştuğunu ve) çoğunluğunun İran destekli milislerden oluştuğunu açığa çıkardı.

Der Spiegel Deyrzor bölgesine gazetecilerden oluşan bir heyet gönderdi ve bu gazeteciler, o bölgede Rus milislerin bulunmadığını ve ABD özel kuvvetlerinin kullandığı üsse yönelik saldırıların İranlılar tarafından koordine edildiğini aktardılar.

Der Spiegel’de konuyla ilgili olarak yayınlanan satırlar şu şekildeydi:

“7 Şubat günü, sabahı saat 05:00 sıralarında 250 civarında savaşçı Deyrzor’un güneyinden hareketlenip duba bir köprü kullanarak Fırat’ın batısından doğusuna geçme girişiminde bulundular. Bu savaşçılar arasında bölgede İran’ın desteğiyle Esad’ın yanında savaşan Bekara ve Elbu Hamad aşiretlerine mensup savaşçıların yanı sıra Suriye ordusu 4. Bölüğüne bağlı askerler ve İran komutası altındaki Afgan ve Iraklılardan oluşan Fatimiyyun ve Zeynebiyyun tugaylarına bağlı milisler vardı.

Zeynebiyyun Tugayı, İran’da yaşayan Pakistanlılardan, Fatimiyyun Tugayı ise Afganlardan oluşmaktadır. Her iki grup da Kasım Süleymani komutasındaki İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Ordusu tarafından eğitilir ve desteklenir.

Sabah 5’teki saldırı Fırat’ı aşmayı hedefleyen ikinci girişimdi. Bu yöndeki ilk girişim daha önceleri, Amerikalılar ve müttefikleri tarafından engellenmişti.

Saldırı başladıktan sonra ise güneyden gelen İran destekli bir grup Huşam köyündeki Amerikan/SDG üssüne yönelik üçüncü saldırıyı gerçekleşiyordu.

Daha sonra olan şey ise bazılarının odaklanmak istediği gibi Amerikan özel kuvvetler üssüne yönelik bir Rus saldırısı değildi. Olan şey, ABD’nin Suriye’nin doğusu için uyguladığı yeni stratejinin altını doldurmak için atılmış bir adımdı. Bu strateji, İran’ın IŞİD ile mücadele sürecinde inşa ettiği kara koridorunu tamamlamasını engellemek için hayata geçirilmektedir.

ABD’nin saldırı için kullandığı devasa güç, Trump yönetiminin Suriye çöllerinin yeni sahibi olduğu yönündeki mesajını iletmek için başvurduğu bir yöntemdi. Muhtemeldir ki bu saldırı esnasında belli sayıdaki Rus savaşçısı da ölmüş olabilir.

Der Spiegel’in aktardığına göre “ABD saldırısının olduğu bölgede silahlı İHA’ların yanı sıra savaş helikopterleri ve AC 130 tipi ağır bombardıman uçağı da” bulunuyordu.

Birileri o yıkıcı saldırının İran destekli milisleri “kıyılmış et yığınına” dönüştürdüğünü söylerken Der Spiegel, ABD saldırısından kaynaklanan durumun bölgeyi cehenneme çevirdiğini aktarıyor.

Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM, Suriye’nin doğusundaki 7 Şubat’taki askeri güç gösterisi ile bir taş ile iki kuş vurmuş oldu.

Trump yönetimi bu saldırı ile İslam Cumhuriyeti’ne yönelik yeni siyasetinin atını dolduracağını göstermiş oldu ve Suriye’deki kırmızı çizgilerini çekti. Aynı şekilde Rusya’ya da açık bir mesaj göndermiş oldu.

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye’nin doğusundaki SDG kontrolündeki toprakları Rusya ile çatışma riskine rağmen himayesi altına aldı ki bu topraklar Suriye’nin enerji yataklarının çok büyük bir kısmına ev sahipliği yapıyor.

ABD, Deyrzor saldırısında sergilediği güç gösterisiyle açıkça Suriye’deki imajını düzeltmiş oldu ve Obama yönetiminin Ortadoğu’ya yönelik karmaşık ve güç boşluğu doğuran siyaset anlayışının Putin’e sağladığı avantajlı günlerin artık bittiğini resmen ilan etti.

*Yochanan Visser, İsrail’de yaşıyor. Uzun yıllardır Arizona’daki WesternJournalism.com için çalışan bağımsız bir gazeteci ve analist. Son dönemlerde özellikle Hollanda gazetelerinden De Volkstrant’ta köşe yazıları yazıyor. Flemenkçe’de yayınlanmış olan İsrail’e karşı yürütülen algı savaşıyla ilgili bir kitabı bulunuyor. Haftada iki gün de Arutz Sheva için güncel meselelere ilişkin analizler hazırlıyor.

(Çeviri: Enes Berat GÜRLER)

KUDÜS HABER