• 18 Nisan 2019 14:21
article

ABD Çin Karşısında Yalnızlaşıyor

ABD Çin ile girdiği ticaret savaşında yalnızlaşıyor. Zira ülkeler ulusal çıkarları ittifakların önüne koyuyor. Öte yandan Çin para birimi Yuan küresel rezervlerdeki payını artırıyor.

ABD bir süredir Çin' karşı bir ticaret savaşı başlatmış durumda. Özellikle müttefiklerini Huawei ya da ZTE gibi Çin teknoloji şirketlerinin ürünlerini kullanmama konusunda uyarıyor. Onların Kuşak ve Yol İnisiyatifine dahil olmalarını engellemeye çalışıyor.
 
Ancak ABD'nin müttefikleri bu kritik konularda kendi kararlarını veriyor. Örneğin Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker Çin'den bahsederken sistematik rekabet yerine sağlıklı rekabet ifadesini kullanmayı tercih etti.
 
Almanya Şansölyesi Angela Merkel Avrupa'nın Kuşak ve Yol İnisiyatifinin bir parçası olması gerektiğini söyledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ülkesinin Çin ile ilişkilerini geliştirme söz verdi. İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ise Kuşak ve Yol İnisiyatifi çerçevesinde anlaşmalar imzaladı ve bu ay Pekin'de gerçekleştirilecek Kuşak ve Yol İnisiyatifi Forumuna katılmayı planlıyor.
 
Peki bu ülkelerin ABD'nin uyarılarına rağmen böyle davranmasının sebebi ne? En önemli sebeplerden birisi 2008 yılında yaşanan ABD kaynaklı ekonomik krizin yarattığı durgunluk. Uluslararası Para Fonu IMF'ye göre Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yıllık kalkınma oranı yüzde 1'in altında. Üstelik ABD Avrupa ülkelerinden ithal edilen çelik, alüminyum, otomobil ve diğer ürünlere yüksek vergi uyguluyor. Bir de Avrupa ülkelerinde konuşlanmış ABD birliklerinin maliyetini o ülkelere kesmek istiyor.
 
Öte yandan Çin'e bakıldığında son yıllarda nispeten durgunlaşan kalkınma oranı bile yüzde 6-6,5 arasında seyrediyor Bu orana rağmen Avrupa Birliği ve ABD için yapılan tahminlerin yüzde 2,5'un altında olduğu düşünülürse halen onların önünde duruyor.
 
İşte Çin Avrupa'nın bu ekonomik durgunluğuna çare olabilir. Nitekim kısa bir süre önce Fransa'dan 300 adet Airbus uçağı almak için anlaşma imzalandı. Bu alımın değeri 33,6 milyar dolar. Öte yandan Çin'in iklim değişikliği, fakirliği azaltmaya çalışması ve finansal riskler sebebiyle yeterince yoğun olduğu ve başka ülkelerin ulusal güvenliği açısından sorun teşkil etmeyeceği düşünülüyor.
 
Kısaca ifade etmek gerekirse Avrupa ülkeleri ABD'nin bu tavrı ve uyarıları karşısında kendi ulusal çıkarlarını korumaya çalışıyor. Ayrıca bir taraftan ekonomik gelişimi ve diğer taraftan da bugünkü Çin'i meydana getiren merkeziyetçi yapısı ile güçlü bir devleti karşısına almaya kimse gönüllü olmuyor.
 
Zaten Çin de sürekli barış, diyalog ve ticaret gibi vurgular yapıyor.
Diğer yandan 5G teknolojisi için Huawei ürünleri kullanmama talebi de müttefiklerin işine gelmiyor. Zira telekom altyapısının geride kalması bu ülkelerin milyarlarca dolar zararına sebep olabilir. Ayrıca bütün ülkelerin Çin'den saklamak istedikleri sırlar ABD'ninki kadar çok olmayabilir. Ayrıca montajı Çin'de gerçekleştirilen Apple, Samsung, Nokia ya da Ericsson ürünlerinin neden Huawei gibi sorun teşkil etmediği de sogulanıyor.
 
 
Kanada gibi ülkeler de ABD aklıyla hareket etmenin bedelini ağır ödüyor. Kanada Çin'deki Granola pazarını kaybetti. Huawei finans şefi Meng Wanzhou'yu tutuklamasının karşılığında Çin de iki Kanada vatandaşını casusluktan tutukladı. Meng'in ABD'ye teslim edilmesi durumunda Çin de yaptırımların dozunu artırabilir. Üstelik ABD açısından Kanada hala bir ulusal güvenlik tehdidi oluşturuyor. Kanada'dan alınan çelik ve alüminyuma uygulanan yüksek gümrük vergileri devam ediyor.
 
Bu arada ABD'nin başlattığı ticaret savaşının gerçek etkilerinin de incelenmesi gerekiyor. ABD Merkez Bankası ile Columbia ve Harvard üniversitelerinden uzmanların yaptıkları ortak bir çalışmaya göre bu savaş ABD'ye beş yılda 1 trilyon dolardan fazla zarara yol açabilir.
 
Çin açısından bakıldığında bu savaş sadece psikolojik bir baskı oluşturuyor. Zira ABD'ye yapılan ihracat gayrisafi milli hasılanın sadece yüzde 4'ünü teşkil ediyor. Bu miktar Çin iç pazarı ile Kuşak ve Yol ülkeleri tarafından rahatlıkla emilebilir. Dünya Bankası verilerine göre Kuşak ve Yol İnisiyatifine katılan ülkeler dünya toplam gayrisafi milli hasılasının yüzde 40'ına ve nüfusunun da yüzde 50'sine sahip.
 
Öte yandan IMF verilerine göre Çin para birimi Yuan'ın küresel rezervlerdeki payı yüzde 1,89'a çıktı. Çin Yuan'ı böylece tüm rezervler içinde beşinci sıraya yükseldi. Küresel rezervlerde bulunan Yuan miktarı 202,79 milyar dolar açıklandı.
 
Çin Yuan'ını yüzde 1,84 ile Kanada Doları ve yüzde 1,62 ile Avustralya Doları takip ediyor.
 
IMF ayrıca 2018'in son çeyreğinde toplam rezervi 10,73 trilyon dolar olarak açıkladı.
 
Küresel rezervlerde yüzde 61,69 ile birinci sırayı 6,62 trilyon dolar ile ABD doları işgal ediyor. Euro ise yüzde 20,69 oranı ve 2,22 trilyon dolarlık meblağ ile ikinci sırada. Japon yeni üçüncü sırada. Dördüncü sırada da İngiliz Sterlini bulunuyor.
 
KUDÜS HABER